Image Alt

Blog

Çocukluğunuza dair hatırladığınız en güzel anılara örnek verin desem ne söylerdiniz?

Mahalle arkadaşları, komşu çocuklarıyla oynanan bilyeler, aileyle yapılan haftasonu mangalları, yaz tatillerinde kuzenlerle denizin tadını çıkarmak… Ne yazık ki uzun süredir bu aktiviteleri gerçekleştirmemiz mümkün olmuyor. Çocuk neredeyse tüm sosyalliğinden soyutlanmış bir şekilde, tüm vaktini evde hatta odasının içinde geçiriyor. Daha da kötüsü ekranın içinde…

Bir ağacın iki kökünü düşünelim. Biri bu dönemin çok verimli geçmesinin doğru olduğunu düşünen mükemmeliyetçi kısım, diğer kök ise pandeminin belirsizliğini öne sürerek günlerini aşırı verimsiz geçiren kısım… Bu iki kökte ağacı kurutabilir. Peki ne yapabiliriz? Bazen kendimize ve çevremize hatırlatmamız gereken şey; ‘’Bu bir pandemi, normal bir durumun dışındayım. Yıllardır öğrenemediğim yabancı dili, karantina boyunca öğrenmek zorunda değilim.’’ Veyahut Başka bir örnek vermek gerekirse ‘’Çocuğumla X kişisinin yaptığı gibi hergün farklı etkinliklerde bulunamıyorum, ben yeterli değilim.’’ gibi düşünceler süreci daha yıpratıcı hale getirebilir. Kısacası, kendimizi başkalarıyla kıyaslamanın zamanı değil ve bir üretkenlik yarışı içerisinde değiliz, önceliğimiz süreci sağlıklı bir şekilde yönetmek olmalıdır.

Çocuklar pandemi sürecinden en çok etkilenenlerdendir çünkü pandemi birçok soyut kavramı bünyesinde barındırır. Hastalığın, virüsün, ölümün anlamını tam olarak idrak edemeyen çocuk, kendini sürecin ortasında buluveriyor. Çocuklarınızın gelişimi için endişe duymakta haklısınız fakat sürecin çocukta da bir bilinmezlik yarattığını unutmamak gerekir. Arkadaşlarından, okuldan, oyunlarından kısacası çocuk kendi dünyasından uzak kalmıştır ve alıştığı düzen bir anda değişmiştir. Çocuk olmak zaten zordu (!) bir de şimdi tam olarak anlayamadığı bir sebepten ötürü evde hapis olmuştu. Üstelik bilgisayarı ve tabletiyle çok oynadığı için ailesi ona sürekli yeni kısıtlamalar koyuyordu. Hayat çocuk için giderek zorlaşıyordu…

Çocukluk insan hayatının anavatanı, belkemiği…

Bir çok hayatta  belirleyici noktaların mayası burada. Gelişimin en hızlı olduğu ve değişimin en hızlı olduğu dönem bebeklik ve çocukluk dönemi… Zihinsel, fiziksel, duygusal ve sosyal zeka buralarda pıtırcıklaşıp çiçekleniyor ve ileriki dönemlerde çeşitli çevresel etkenlerle ve bizimde katkımızla evriliyor…

 

Şartlar bir insanın yaşamı, gelişimi üzerinde oldukça etkilidir. Doğuştan getirdiğimiz  mizaç, genetik yapı, nasıl kadersel bir şeyse; içinde bulunduğumuz ortam, içinde doğduğumuz aile ve coğrafi konum o kadar kaderseldir… Sigmund Freud ‘’Anatomi kaderdir.’’ der, İbni Haldun ‘’Coğrafya kaderdir’’ der… Buna şunu da eklemeli; içinde doğduğun bulunduğun zamanın kıstasları da zamanın ruhu da hayat yolunda bir hayli etkilidir…

Bu paragrafta çıkarılacak sonuç maske takan çocukların online derse giren teneffüse çıkmayan çocukların zamanın durumundan böyle nasiplenmeleridir… Gelecekte bunu sonuçları ne olur bunu söylemek zor.  Ama duygusal ve sosyal zekanın gelişimi için yatırımların az olduğunu söyleyebiliriz.

Birçoğumuz bu kelimeyi daha bir yıl önce duydu, bu kelime pandemi… Biz daha bu nedir ne oluyor anlamlandıramazken çocuklara ergenlere nasıl anlatacaktık…

Çünkü bizim nesil salgın olarak bildiğimiz durumu, tarih kitaplarından romanlarda okudu bir ajitasyon bir yıkım diliyle… O zamanın şartlarına tıp bilgisinin azlığına ve bir çok olumsuz koşulların sonucuna bağladık tarihteki salgınları… Oysa, günümüz  güçlü bir çağ; bilgi çağı, teknoloji çağı, inovasyon çağı… TIpta da bilimde de sınırları zorlarken bir virüs tüm dünyayı nasıl emri altına aldı değil mi? Bu durum çocuklar için de çok garip oldu mutlaka… Birçok  duruma vakıf, olanakları hazır bularak büyüyen bu neslin allak bullak olmaması işten bile değil…

Artık asosyal zamanlar içerisinde çocukları büyütüyoruz ve ekran bağımlısı olmasın derken saatlerce ekran karşısında ders izliyor, arkadaşları ile görüntülü görüşme yapıyor ve ekran  karşısında oyunlar oynuyorlar… Dışarıda göremeyeceği kadar küçük bir şeyden korunmaya veya taşıyıcısı olmamaya çalışılan korumalar altına alınan biri..

Özgürlük çağı denilen çağ da zaman ,mekan, kişi kısıtlamaları…

‘’Sizde online derslerde sıkılıyor muydunuz? ’’ diyen çocuklar, en güzel çağım evde geçti diyen ergenler ironi kelimelerle bize sualler soruyor, içine kapanıyor, agresifleşiyor ya da battı balık yan gider deyip iyice kendini salıyor veya müthiş direnajlar oluşturuyorlar.

Çocuklar ve gençlerin içinde bulunduğu ortama uyum sağlama noktasında adaptasyon becerileri oldukça yüksektir lakin bir yanı ile sosyallik ve duygularının yönetimi konusunda ihtiyaçları ekmek ve su gibidir..

 

Peki bu dispotik şartlarda çocuklar  ve gençler için ne yapmalı?

Onları anlamalı,duymalı

Duygularını izah etmesi ifade etmesine izin verilmeli

Motive edilmeli

Teşvik  edici ve onaylayıcı kelimelerle konuşulmalı

Aile içinde etkin olmalı, iletişim dinamiklerini arttırmalı

Teropötik  oyunlar alınıp oynanmalı ve ya uzmanlardan  böyle oyunlar öğrenilmeli

Davranış ve uyum problemleri kronikleşmeden destek alınmalı unutulmamalı bu süreç  su altında olan bir şeyi su üstüne çıkartmıştır,şiddetini arttırmıştır. Bunun kaynağına gidip çözmeli.

Tedbirler çerçevesinde mutlaka ve mutlaka gökyüzü görmeli bu ister bir teras olsun ister bir balkon ister bir park ..

Yürüyüşler mutlaka yapılmalı

Görüntülü de olsa arkadaşları ile oyunlar oynamalı karşılıklı sohbet etmeli .. bu sanal oyunları çevrimiçi beraber oynamasından bahsetmiyorum ,sanki berabermiş gibi odalarında görüntülü oynasınlar birbirlerine hikaye masal okusunlar gibi ..

İnternetten izole edilmesin ama  ne yapıp edildiği takip edilmeli ,unutulmamalı çocuklarımızı korumak bir şeyler öğretmekten daha önemli .. ama aşırı koruyucu bunaltıcı anne baba modeli olmadan..

Düşüncelerini dinleyin tasvip etmeseniz de dinleyin kendi görüşünüzü de belirtin dialog kurun.

Ve öpün sarılın,şakalaşın,kaliteli mizahı hayatın içine yerleştirin.