Image Alt

Blog

DİŞİL ENERJİNİN GÜCÜ

Bizim toplumumuzda  kadının sahip olduğu dişil güç, çocuk doğurmak ve büyütmek olarak algılanır. Hepimiz nihayetinde bir annenin doğurup yetiştirdiği çocuklarız.  Aslına bakarsanız bu içinde bulunduğumuz kültürün ayak sesleridir yani “doğa” açısından baktığımızda annenin sadece çocuk doğurup yetiştiren değil bundan çok daha fazlasını doğuran olduğunu görürüz. Dişil yaradılışın ve yıkımın gücüdür. Eğer bir kadın bu özelliklerini kabul etmiyorsa kendini tamamıyla ifade etmesine izin verilmiyor demektir çünkü dişiliğin ışık saçan çekiciliği, vahşi, hareketli, coşkulu yönü, yaşamı yeniden üretebilme yeteneği yani kadında var olan doğal kaynaklar onun içinde bulunduğu dünya ile ilham verici bir şekilde ilişki kurması için yeterlidir.

Dişildeki doğuştan gelen ve onu yakın ilişkilerde doyuma odaklayan güdü maalesef yıllarca Seviliyor muyum? Sorusu ile kafasını meşgul eder.

Yani en derinindeki beğenilme arzusu erildeki güzelliği arama eğilimiyle buluşmalıdır ve erkek tarafından her geçen gün artarak sevilmelidir. Çoğu zaman sevilmek için kendi ihtiyaçlarından vazgeçer. Zaman geçip hayal kırıklıkları yaşadıkça bu istek onu tatmin etmez ve kendine döner artık kendini güçlendirmek zorundadır. Hem duygusal hem de maddi olarak bağımsız olmak ister artık eril enerjideki amaçlara doğru kaymıştır. İş hayatında başarı elde eder, kariyer hedeflerinin yolunu tutar. Artık hayatın içindedir ve bağımsızlığının devamı için Hayır demeyi öğrenmiştir ve tabi kendini sevmeyi de. Yıllarca eşinin gözünde aradığı kendini, sonunda bulmuştur fakat başka bir yerde, kendi gözünde. Sevilip sevilmediğini öğrenmek yerine kendini sevmeyi öğrenmiştir. Yıllardır her yerde arayıp durduğu ve bir türlü tam anlamıyla kavuşamadığı bu sevgiyi yani  kendine gösterilmesini istediği sevgiyi kendine vermesini öğrenmiştir yetişkin tarafıyla içindeki çocuğu kucaklayarak…. Sizce de artık içimizdeki dişil gücü yeniden kucaklamanın zamanı gelmedi mi?