Image Alt

Blog

Şüphesiz bir insanın yapabileceği en zor işlerden biri ana- baba olmaktır ve maalesef ebeveynlik doğuştan getirdiğimiz bir beceri olmadığından bilinçli ve aktif bir çaba gerektirir. Hamilelik süreciyle başlayan anne babalık çocuğun doğumundan hayatın sonuna kadar devam eder.

 

Çocuğun fiziksel, duygusal ve zihinsel ihtiyaçlarının giderilmesi, büyümesi ve sağlıklı bir yetişkin olabilmesi için bir takım asgari şartların aile ya da bakım veren tarafından yerine getirmesi gerekir. Çocuk ile arasında sağlıklı bir bağ olan yeterince iyi bir anne, çocuğunun fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının farkındadır ve bu ihtiyaçlara cevap verirken çocuğuna iyi davranır.

 

Bu noktada sürekli bir dikkat kadar empati kurabilmek de çok önemlidir. Çocuğu yargıdan ve eleştiriden uzak dinleyebilmek, çocuğun isteklerini reddetmeden ya da kabul etmeden önce aslında ne demek istediğini empatik bir şekilde anlayıp aynalayabilmek çok önemlidir. Böyle bir yaklaşım sağlandığında çocuk isteği reddedilse bile çocuk kendini değerli hissetmeye devam edecektir.

 

Peki hiç mi ebeveyn olarak çocuklarımızı ihmal etmiyoruz?

Hiç mi yorgun ya da sıkılmış hissedip dikkatsiz davranmıyoruz?

 

Maalesef evet, çünkü biz de herkes gibi insanız ve mükemmel değiliz dolayısı ile zaman zaman çocuklarımızı ihmal ettiğimiz için suçluyuz fakat gerçek zarar biraz farklı.

Çocuğun gelişim ihtiyaçlarının bir kısmına sürekli olarak duyarsız olmak yada kritik anlar da ve  kriz durumlarında çocuğu ihmal edip travmatik yaşantılara maruz bırakmak gibi asgari şartlarında altında bir ebeveynlik, çocuğun içinde bir boşluk yaratacaktır. Çocuk bu boşluğu farklı şeylerle doldurmaya çalışacaktır. Duygusal boşluk, bağımlılığa giden patikadır…